Burada yazılanların tamamen gerçek veya hayal ürünü olduğunu söyleyemem.

Adana’nın yerli Nusreti: Dede Steakhouse

Selamlar,

(Uyarı: Mekan önerisi yazılarımdan edindiğim tecrübeye göre, bu yazının içeriği fena halde karnınızı acıktırabilir. Olur olmadık saatlerde okumamanız ruh ve beden sağlığınız için önerilmektedir.
Hamileleri ise ekrandan uzak tutun. Hiçbir reklam ücreti de almadım, yemeğin parasını bile kendim ödedim.)Adana’da keşfettiğimiz, şehrin en işlek yerlerinden biri olan Turgut Özal Bulvar’ındaki bir mekanı sizinle paylaşacağımı daha önce söylemiştim. Üzerimdeki ölü toprağını atamadan (pek atacak gibi durmuyorum onunla yaşamaya alıştım) yazayım dedim. Önümüz ramazan, Adana ve çevresinde ikamet edenler ve bir hafta sonu kaçamağı yapmayı şimdiden kafaya koymuş olanlara, bu yeni nesil kebapçıyı tavsiye ediyorum: Dede. İsmini ilk duyduğumda salaş ama lezzetli bir yere gideceğimizi düşündüm, ama aksine bir o kadar modern dizayn edilmiş, İstanbul’dan diğer illere de yayılmaya başlayan “steak” modasına uygun bir yer.


Buraya tek tek her şeyin fiyatını koyabilmek isterdim ancak bir menüleri yoktu. Zaten İstanbul’da yaşayan biriyseniz gerçekten bir şeyin fiyatını sormasanız da olur 🙂 Masaya o kadar çok şey geliyor ki (fix menü) insan hesaptan ürkmüyor değil 🙂 Ama sakin olun yedikleriniz boğazınıza dizilmesin ve keyfini çıkarın.

Sizin için, görgüsüz olma pahasına ne var ne yoksa fotoğrafını çektim 🙂 İlk önce son zamanlarda artık daha sık görmeye alıştığım değişik türde bir salata geliyor eğer özel bir adı varsa bilmiyorum çilek falan farklı tatlar koyuyorlar işte 🙂 Özellikle yeşillikleri çok taze ve hiç beklemiş gibi değil. Fark ettim ki müşteriye gitmeden az önce ayrı ayrı doğranıp istenildiği biçimde bir tezgahta karıştırılıp geliyor. Masada gördüğünüz üzere çiğ köfte, haydari, çiğ-pişmiş soğan ve mezeleri ortada. Bittiklerinde hiç çekinmeyin, muhtemelen onlar siz sormadan tazeleyeceklerdir. Adana’nın bir kuralıdır bu, insanları gibi esnafları da çok cömert 🙂


Evet görmüş olduğunuz bu mantar ise; kuyruk yağıyla sotelenmiş, ızgaralanmış, mantar sevmeyenleri bile kendine hayran bıraktıracak adeta bir lokum, bir kuşbaşı hükmünde 🙂 Mekanın en iyilerinden.

Valla bu makarnanın fotoğrafını küçültmeye bile kıyamadım. Resmen bir sanat eseri. Körili, kremalı, mantarlı. Pesto soslu diyeceğim ama emin değilim kimse bir bilgi vermedi (içinde sarmısak var gibi de gelmedi). Mekanın handikapı bu aslında; ne kadar iyi olduklarının farkında değiller, kendilerini pazarlamayı bilmiyorlar ve bir menüleri dahi yok 🙂 Her neyse makarna çok iyiydi.

Bunların dışında bir de fındık lahmacun ve sıcak sıcak mini ekmekler geliyor. Ana yemeğe yer kalmayacağı için onları kırmadan reddetmek durumunda kalıyoruz 🙂 Ve hepimiz kıyma (Adanaya bu yöre de kıyma deniyor) söylüyoruz.

Adana ilk geldiğinde görüntü itibariyle biraz hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim. O kadar mezeden sonra daha süslü bir tabak beklerken gelen bu sade güzellik beni şaşırttı, yine de tadına bakmadan kararımı vermedim elbette 😀 Gerçekten lezzetliydi. Süse, püse müdanaası olmadan o derece iddialı, o derece dokunaklı, asil bir lezzet. Şöyle ki onca gelen aperatiften sonra bunu pidesiz götürmeniz gayet olağan.

Gelelim can alıcı noktaya. Yanında içeceğiyle birlikte bütün bunları yemeniz 25 lira civarında bir bedel gerektiriyor. Gerçekten iyi. Adana’daki diğer kebapçılara göre hem fiyat olarak normal, hem de mekan olarak daha iç açıcı, modern.

 

Tabii biz sadece kebaplarını denedik. Ancak steak’leri de kesinlikle denemeye değer gibi gözüküyordu. Bir daha ki sefere onları denemek istiyoruz. Ha sizin için bir de tatlı deneyelim isterdik ama biz de canımızı sokakta bulmadık 😀 O kadar yemekten sonra genç yaşta kalp krizi vb riskleri göze alamadan kaçtık 😀

Garsonlar da gayet güleryüzlü ve ilgili insanlardı. Her türlü isteğimize bir çözümle cevap verdiler. Biz hafta içi akşam üstü vakitlerinde gitmiştik tenhaydı ama hafta sonu yer bulunmadığını, çok kalabalık olduğunu duydum.


Bu arada etinden tut kaşar, peynir, sucuk, yumurta, tereyağı, zeytinyağı ve organik reçeline kadar bir çok harika ürünün satıldığı bir alanda mevcut.


Sözünü ettiğim türlü marinasyon işlemlerinin gerçekleştiği yer de burası işte. İstediğiniz eti alıp orada tadına bakabilir ya da eve götürüp balkonunuzda mangal yapabilirsiniz 🙂

Son olarak bonus: ŞIRDAN

Ölmeden tadına bakılması gereken lezzet. Kokoreç ya da işkembe sevenin sevmeme ihtimali yok. Görüntüsüne aldanmayın, iyi pişmiş ve küçük olanlar tercih edilir, üstüne pul biber ve kimyonu doldurun yanında da küçük biber turşusu.

Dede’de şırdan yok. Bunun için akşam olmasını beklemelisiniz. Evren Sitesi‘nin karşısındaki Ahmet Abi’den alın(Adana’da herkes bilir Yeşilyurt’ta).

Adana’da çok kokoreç yenmemesi de şaşırtıcı bir durum. Ama yine Turgut Özal’da Göksel Tantuni‘nin yanında açılan mekanın da kokoreç ve şırdanı da çok iyi.

 

 



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir