Burada yazılanların tamamen gerçek veya hayal ürünü olduğunu söyleyemem.

1 Haftada Ne Yaptım?

Bir haftalık aradan sonra herkese selamlar,

Şu an grip halimle de olsa artık aklımdakileri yazmalıyım diyerek geçtim klavyenin başına. Yazacak o kadar çok şey var ki ama şu boğa burcu tembelliğim nedeniyle bazen bilgisayarı açmaya üşeniyorum ve günümün üçte birinin de bilgisayar başında geçmesiyle kalan zamanlarda radyasyonsuz hava sahası talep ediyorum.

Grip demişken en son 8 ay önce burun akıntılı hasta olmuştum o da 2-3 gün sürmüştü. Allah’a şükür anlamadığım bir şekilde bünyem kuvvetli, halbuki küçükken o fanus içinde büyütülen ve sürekli hasta olan çocuklardandım. Bakalım bu hastalığım ne kadar sürecek? Öyle ki boğazım ağrıyınca ne yapılacağını bile unutmuşum. Hemen kaynanamı arayıp sordum, elma sirkesiyle gargara yap dedi. Tabii ki yapmadım 😀 Sıcak şeyler içiyorum, dinleniyorum falan. Allah herkese şifa versin.

Geçen hafta Adana‘ya gittik ziyarete ve bir aile krizi atlattık maalesef, onun dışında bir kitap bitirdim (Ruhi Mücerret – Murat Menteş), güzel mekanlar keşfettim, fotoğrafladım size aktaracağım en kısa zamanda inşallah. Bir de brezilya fönü yaptırma maceram oldu onu da ayrıca bir yazı olarak paylaşayım diyorum 🙂 Doğum günümü de orada kutladık. Bir pasta ve mütevazi hediyeler daha ne olsun ki 🙂 En çok sevindiren hediye kayınvalide-koca ortak çalışması olan fotoğraf makinemdi. Sizi hayallerinize kavuşturan insanları sevin! Bundan sonra artık daha güzel çekimler yapabileceğim, yakın arkadaşlarıma düğün fotoğraflarını çekeceğime dair söz verdim bile 🙂

Bir de eşimle sağlıklı yaşam olaylarına girdik. Aslında çok bir şey yapmıyoruz. Adana’ya gitmeden evvel haftada birkaç defa da olsa yürüyor, spor yapıyorduk ve kilo da vermiştik. O kebaplar, ciğerler yüzünden her şey alt-üst oldu tabii 🙂 Ara sıra diyet yapıp birkaç kilodan fazla kilo veremeyen ben yeni bir yöntem fark ettim. Aslında o kadar sıradan bir yöntem ki aklımıza bile gelmemeye başlamış: kalori hesaplama!
www.diyetarkadasim.com sitesine ücretsiz olarak kaydoluyorsunuz. Bunun muadili olan (diyetkolik.com gibi) başka sitelerde fark ettim sonradan ama buna başladığım için “köprüden geçerken at değiştirilmez” felsefesiyle devam ettim 🙂 Kendinizi anlatan bir profil oluşturuyorsunuz. Boy, kilo, yaş, hareket durumunuz, yaptığınız sporlar vb. Daha sonra her gün ne yiyorsanız gramı gramına kaydediyorsunuz 🙂

Bazıları bu yöntemi çok eleştiriyormuş sağlıksız diye, bence öyle değil aksine bu siteden sonra sağlıklı beslenmeye başladım. Bakıyorum bir çikolatayla bir tabak yemek aynı kaloride. Zevk için onu yiyeceğime gider düzgünce yemeğimi yiyip karnımı doyururum, vitaminimi alırım diyorum. Sabahları tam buğday ekmeğimi de yiyorum aslanlar gibi 😀 Ayrıca yıllardır annemin söylediği “bu üçübiraradalar çok zararlıymış kızım içme” sözüne ilk defa bu kadar inandım. Normalde zaten ikisi bir arada içen ben, şekersiz olduğu halde 56 kalori olduğunu görünce şok oldum. Bir bardak sütlü filtre kahvenin yaklaşık 8 katı! Küçük bir snickerstan daha fazlo kalorili ve neredeyse bir dilim ekmeğe eşit. Ayrıca beyaz peynirin, sütün de bu kadar fazla kalori içerdiğini bilmiyordum. Diyetisyenler genelde geceleri süt veriyor ve tam yağlı bir bardak sütte 128, yarım yağlısında ise 94 kalori varmış. Sütümü elbette içiyorum ama kahvenin içinde veya başka bir yiyeceğimden feragat ederek içiyorum. Yani amaç belirli bir kalori seviyesinin altında kalarak kilo vermek, mesela bugün çikolata da yedim ama kalorisini hesapladım ve ekmeğimden kıstım o miktarı. Tabii her gün koca çikolatalar yerseniz ya kilo veremezsiniz, ya da aç kalarak sağlıksız şekilde zayıflarsınız. Benim gibi tatlıyı çok sevip daha diyetin ortasında iki misli çikolataya saldıran insanlar için caydırıcı bir metod.
63 ile başladığım yolda şimdi 62’ye yakınım (ah o Adana olmasaydı 🙂 ) 60’ın altına düşersem buradan bir takipçiyi ödüllendirebilirim 😀

O halde benden haber bekleyin, iyi tatiller 🙂



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir