Burada yazılanların tamamen gerçek veya hayal ürünü olduğunu söyleyemem.

Hamilelikte Kedi Beslemek

Hamilelikte Kedi Beslemek

Selamlar,

Hamilelikte kedi beslemek hakkındaki tartışmalar ve sorular, her ramazan başladığında sorulan “sakız çiğnemek orucu bozar mı hocam?” sorusu kıvamına gelmiş bir durumda. Ne kadar çok bilimsel açıklama yapılsa da bu konuda özellikle biz Türk milleti olarak tatmin olamıyoruz.

Ben hamile kalmadan iki sene önce kedi beslemeye başlamıştım. O zamanlar öğrenci evindeydik. Tuvaletini temizleme işlemini ve bakımını ben yapıyordum (abim sadece mama verip kendisini sevdiriyordu o kadar). Yaklaşık bir sene sonra evlendim. Kedimizin cinsi korat ve cins itibariyle biraz  büyük olduğundan dolayı eşim eve götürmeyi istemedi. Bu arada kendisi kedilere karşı benden daha sıcaktır ben hala diğer kedilere mesafeli yaklaşırım. Bizim kedi de bu arada adı “Remzi” eve hiç zarar veren, tırmalayan, çişini, kakasını yapan bir kedi değildir. Ne kadar seversen, mıncırırsan hatta sevginden boğmaya da kalksan (bazen ben yapıyorum kulağını ısırmışlığım da vardır) gık demez, tırmalamaz, ısırmaz. Maşallahı var öyle uysaldır, yaşının ilerlemesinden dolayı da öyle hoplayam, zıplayam, kuduram, evin anasını ağlatam hareketlerine girmez. Tek kötü alışkanlığı hapşurmaktır (öyle böyle değil). Sanıyorum ki küçükken kedi nezlesi geçirmiş. Ancak dediğim gibi eşimin pek istekli olmaması ve “yeni gelin evi” ndeki o eşyaların gıcırlığı, evin temizliği, misafirler akla gelince bir uzak durdum. Bir de tüy problemi var tabii esas mesele o. Dedim zaten abim bekar ona yoldaş olsun.

Bir sene Remzi’siz yaşadım. İnsan başka bir insanı özleyince telefon açıyor muhabbet ediyor, gidip görüşüyor ama kedi başka bir şeymiş ya. Onun özleminin bir çaresi yok. Allah acılarını göstermesin ne diyeyim. Ne günler yaşamışız birlikte, ne anılar birikmiş. Ne vize-final haftaları geçirdik, az mı kaçırmadı silgimi, az mı yemedi koridorlarda, sonra az mı kusmadı halılara 😀 Bir tavuk döneri bile birlikte ısırıp yemişliğimiz vardır-itiraf postu gibi oldu-. Velhasılı artık o evin bir bireyi, bir akraba, bir candan öte can konumuna geliyor. Hayvan besleyenler bilirler bunu. Yaşamadan anlaşılması mümkün değil.

Bu süreçte ben kedi istiyorum diye eşim diyordu ki alalım bir tane ama küçük olsun, yavru olsun. Ben de tekir kedilerin vahşiliğinden korktuğum için (ciddi ciddi korkuyorum çünkü), cins kedi olsun evde sorun çıkarmasın istedim. Aradık taradık. Baktık bu iş ticaret olmuş. Petshopları geçtim, insanlar kendi kedilerini bile çiftleştirip, satıyorlar. Biz Remzi’yi sahiplenmiştik ve yine öyle olsun istedik. En azından mama karşılığı falan alalım, ama zor. Bu arada eşimi sürekli ikna etmeye çalışıyorum Remzi’yi geri almak için. Derken hamile kaldım. Toksoplazma testi yaptırdım. Sonuç pozitif çıktı, bağışıklık kazanmışım.

Toksoplazma virüsü; genelde suçu kedilere atılan ama aslı biraz daha değişik olan bir konu. Günümüz şartlarında birçoğumuzun farkında olmadan bağışıklık kazandığı ve genelde çok iyi yıkanmamış yeşil yapraklı, toprakla temas halinde olan sebze-meyvelerden geçiyor. Konunun teknik detayına girmeyeceğim internette tonla bilgi var. Bu virüs tabii ki kedilerden de geçebiliyor. Ancak; kedinin özellikle fareyle, çiğ etle vs beslenmesi gerek ki ev kedilerinin çoğu kuru mama yiyor. Bizim kedi de dahil olmak üzere çoğu ev kedisi dışarı çıkmıyor. Ve tuvaletine çıplak elle temas edilmesi lazım, 24 saat içinde değil de daha fazla bir süre geçmesi lazım üremesi için (zaten o kadar beklerse kokar). Ha bu arada kedimizin iç-dış parazit tüm aşılarının eksiksiz olduğunu söylememize gerek yok. Genelde de iyi bakılan ev kedilerinin böyledir diye düşünüyorum. Yani bu durumda kediden geçme olasılığı bayağı bir düşük. Ancak dışarıda yediğimiz salataların, çiğköftenin, dönerlerin içine koyulan o marulların ne kadar iyi şekilde yıkandığı meçhul. Geçen marketten aldığım marulun içinden o kadar sümüklü böcek çıktı ki; bir süre dışarıda yemeyi geçtim evde dahi salata yapamadım mide bulantısından. Varın siz hesap edin kim bilir neler yiyoruz dışarıda. Bir kere Garipçe’ye gittik, balık söyledik, yanında salata geldi ve fark ettik ki üstünde kocaman bir salyangoz var. Abim garsonu çağırdı dedi ki salyangoz da fiyata da dahil mi 😀 Gençlik varmış o zaman tabi. Şimdi olsa mekanı birbirine katardım bu ne diye. Hatta çirkeflik yapıp hesabı da ödemeyebilirdim 😀 Sen o marulu, maydonozu bile düzgün yıkayamıyorsan niye açıyorsun ki o mekanı? Sırf para kazanacaksın diye insanların sağlığıyla oynamaya ne hakkın var?

Her neyse ben kocamı üç aylık çalışmalar sonucunda ikna ettim ve Remzi’yi eve getirdik yaklaşık yedi aydır bizimle. Millet hamile kalır kedisini evden yollar ben hamile kalınca özellikle getirttim çünkü annemin deyimiyle her şeyim ters 😀 İstedim çünkü çocuk kediyle büyüsün. Biz o hayvan sevgisini ancak 21 yaşında tadabildik. O öyle olmasın. Onun ilk arkadaşı, hatta en iyi arkadaşı kedisi olsun. Hele ki Remzi olsun. Huyunu suyunu bildiğim, güvendiğim, bir tık daha akıllı olsa ona emanet edip dışarı çıkabileceğim bir kedi 😀

Özetle hamilelik dönemini kazasız belasız bitirdik. Kedinin fizyolojik olarak en ufak bir zararı dokunmadı. Üstelik hamilelik döneminde haşır neşir olduğum için çocuğun bağışıklık kazanarak, alerjisinin olmamasını umut ediyorum.

Şu an oğlum daha çok küçük ve evde kedi mi var insan mı kim miyavlamış anlayacak ayda değil henüz 🙂 Remzi ise ilk zamanlar varlığını görmezden gelmeyi yeğlediği bu minik adama karşı sanıyorum artık boş değil. Kafasını ayağına-bacağına sürtmeler kendini sevdirmeler gibi haller söz konusu. Kedi ve bebek olayına ayrı bir yazıda değinsem daha iyi olacak 🙂



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir