Burada yazılanların tamamen gerçek veya hayal ürünü olduğunu söyleyemem.

Murat Menteş – Ruhi Mücerret kitap analizi

Murat Menteş’in adını ilk defa duyangillerden değilim ama kitabını ilk defa okudum. Ancak Ruhi Mücerret’ten sonra diğer kitaplarına geçmek için biraz dinlenmeye ihtiyacım var diye düşünüyorum 🙂 Kitabı tek kelimeyle anlat deseler: hiperaktif derdim. Kısa bir sürede okudum ve şu an beynimin içinde böcekler cirit atıyor!

Kitap 318 sayfa, 2013 yılında April Yayıncılık tarafından basılmış. Kapağı beni çocukluğuma götüren cinsten. Hani cipsten çıkan kartlar veya tasoların tırtıklı yüzünde bir resim, az oynatınca farklı bir resim gözükürdü ya, çocuk aklıyla televizyondan da büyük bir buluştu bu bizim için. İşte kitabın kapağında dantel üstündeki bir Tv’de Orhan Gencebay ve Cüneyt Arkın da aynı bu şekilde gözüküyorlar. Bir tür kanal değiştirme hadisesi sanki.

Yolculuğa çıkmadan önce belki pişman olurum da yaban ellerde kitapsız kalırım diye baştan biraz okurum, ona göre yanıma alıp almamaya karar veririm. Yine okuyayım dedim ve başta bulunan “içindekiler” kısmıyla herhalde deneme gibi bir şey bu fikrine kapıldım. İlk birkaç sayfayı okuyunca o kadar farklı geldi ki roman olmasına imkan yoktu. Meğer kapakta da kabak gibi yazdığı üzere romanmış. 100 yaşını geçmiş bir Kurtuluş Savaşı gazisinin son yıllarını anlatıyormuş. Absürt komedi kavramına alışık olduğumuz için çok da şaşırmadım. Beyinsiz Adam’ın Yazıklar Olsun kitabından sonra okuduğum en eğlenceli kitaplardan biriydi sanırım. Ama ben eğlence derken beni koltuğuma oturtup güldüren, stresimi atan eserlerden hoşlanıyormuşum. Bu bildiğin strese soktu. Konu bir o kadar absürt olmasına rağmen “ne olacak” beklentisiyle soluksuz okumak da ayrı bir durum. Süslü cümleleri israf etmeme derdine girmek de benim için biraz yorucu oldu evet böyle bir özelliğim var güzel cümle gördüm mü bir defa okuyup geçemiyorum sanki günah 😀  Murat Menteş’e de hayranlık duydum. Gerçekten böyle bir hayal gücüne sahip olmak, bununla birlikte bir “mesaj kaygısı” taşıyarak böyle edebi süslü cümleler kullanmak her yiğidin harcı değil!

Kitapta altını çizmek istediğim çok yer oldu, amanın ne aforizmalar, ne sözler var. Maalesef kitap benim değildi ve ayrıca bir deftere de bunları yazmaya çok üşendim, çünkü okumayı bırakıp büyük ölçüde yazma işine girişecektim.

Özellikle ikinci kısıma geçmek bana Kinyas ve Kayra‘yı anımsattı. Meğer yaşananlar iki ayrı kafada ne de farklıymış. Kimbilir kimler tarafından kandırılıyoruz dedirtti.

Sonunun öyle bitmesi ne bileyim daha farklı olabilirdi. Masum Cici karakteri tıpkı bir Celal Baba (kebapçı) hep mi sen yenersin, hep mi paçayı kurtarırsın ya.

Neyse ben çenemi tutamayıp spoiler vermeye başlamadan hadi gidin okuyun kitabı. Gayet güzel olmuş.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir