Burada yazılanların tamamen gerçek veya hayal ürünü olduğunu söyleyemem.

Paulo Coelho – Casus Kitap Yorumu

Paulo Coelho – Casus Kitap Yorumu

Selamlar,

Herkesin Simyacı adlı kült kitabıyla tanıdığı Coelho’nun sanırım 16. kitabı Casus. Üstelik geçen sene çıkmış ve şaşırmadığımız gibi yine Can Yayınları tarafından çevirisi yapılmış. Kitap 150 sayfa incecik ve birkaç okumada bitirebileceğiniz türden. Hatta yalnız geçirdiğiniz bir gecenizi doldurabilir, saçma sapan arkadaşlardan daha iyi bir kafa dağıtıcı da olabilir 😀

Kitap, Mata Hari takma isminde bir dansçının (söylendiğine göre) 1. Dünya Savaşı zamanında Paris’te haksız sebeple infaz edilmesini konu alıyor. Özellikle savaş dönemlerinde tabii ki çokça kişi haksız yere öldürülmüş, işkenceye uğramış. Hatta sadece savaş zamanlarını derse biz de haksızlık etmiş oluruz. Dünya, üzerindeyken adalet arayacağımız bir yer değil; bunda anlaşalım derim.

Anlatıldığı kadarıyla önce Mata Hari Hanımcağızın ağzından savunması yapılıyor. Çocukluğun başlayarak nasıl bir hayat geçirdiği, çocukluk yaşlarında uğradığı tecavüzün hayatındaki genel etkisi, para-rahat yaşama hırsıyla tanımadığı, sevmediği bir insanla evlenmesi, en sonunda büyük bir cesaretle ipleri eline alması vs. Aslında tüm bunları avukatına anlatıyor, kitabın sonraki bölümündeyse avukatının sözlerine yer veriliyor ki bu acıklı işte. Çünkü avukatının mektubunu hiç okuyamadan vefat ediyor ve avukatı onları yazarken okuyamayacağını biliyor aslında.

Şöyle diyeyim kitabın o otobiyografi içeren kısımlarını çok sevdim ve “Kamelyalı Kadın” adlı klasikten esinlenilmiş gibi hissettim (Coelho’nun günahını almayayım sadece bir his)
Ama Kamelyalı Kadın’ı okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. Orada da bir fahişenin hayatını anlatıyordu, sevgilileri, lüks düşkünlükleri vs vs. Şimdi burada “sen Mata Hari’ye fahişe mi dedin ulan?” demeyin çünkü o kitabın birçok yerinde böyle bir kabullenme yapıyor zaten. Napsın kadın lükse, paraya alışmış nasıl geçinecekti yani değil mi? Velhasılı keşke o kısımlar daha çok uzatılsaymış dedim. Tam bir magazin severim ajhshs 😀 Hayır ama hep merak etmişimdir. Dünya kadınlar için zaten zor bir yer. Bu kadın da sevmediği, eziyet gördüğü bir adamla kilometrelerce ötede bir yerde dil bilmeden, kimseyi tanımadan yaşamış yıllarca. Kim bilir psikolojisi ne kadar bozuldu? Üstelik çocuğunun hizmetçiler tarafından zehirlenmesi? Ayrıca evladını bırakıp gitmesi hiçbir anaya kolay gelmez valla. Zaten onun acısını taşıdığı da belli ediyor. Keşke bu tip psikolojik tahlillere daha çok girilseydi be Coelho dayı dedim. Daha sonra avukatın anlattıkları kısımlar biraz sıktı beni. O banker, bu asker falan isimler biraz karıştı ama sonuçta suçsuzmuş onu anladık 😀

Tabii ki Simyacı’yı okuyup üzerine bunu okumayın. Ya da yazarın ilk kitabı olarak bunu da okumayın ama okunmaya değer diye düşünüyorum ben etkilendim şahsen. Ama ben Aldatmak’tan daha çok beğendim onu da diyeyim. Ayrıca Elif’i de okumuştum. Şimdi elimde Portobello Cadısı var.

Haydi iyi okumalar diji güller.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir