Burada yazılanların tamamen gerçek veya hayal ürünü olduğunu söyleyemem.

Rüya Günlükleri

Selamlar,
Sıklıkla ve enterasan hikayelerle rüya gören biriyim. Beni yakından tanıyanlar bunu bilir. Rüyalar hakkında o kadar çok bilgi var ama neredeyse hiçbirinin gerçekliği doğrulanamamış, rüya alemi hakikaten çok gizemli ve içinde ne gibi sırlar barındırıyor kim bilir. Ben de değişik rüyalarımı buraya yazıp bir günlük oluşturacağım, çünkü insan zamanla unutuyor.

Bugün rüyamda Gülden Güney’i gördüm. En çok sevdiğim “7 Numara” dizisinin baş karakterlerinden kendisi, şakacı ve eğlenceli Cansusu. Nedendir bilmem ama 7 numara benim için çok şey ifade eder. O zamanlar ilkokuldaydım ve daha sonra tekrarları olduğunda da 2003-2004 yine ilkokuldaydım(daha çok o zamandan hatırlıyorum çünkü). Evimiz okula çok yakındı ve öğlenci olduğum zamanlar akşam 6 da çıkardık ve kış akşamları baya karanlık olduğundan annem, babam veya başka birileri almaya gelirdi. Annesi çalışmayan şanslı bir çocuk olarak eve geldiğimde; evi sıcak ve yemek kokularıyla karışmış şekilde bulurdum. Huzur duyardım. Bu hava akımı sebebiyle de camlar buharlanırdı, oraya yazı yazmak ne keyiflidir unutmuşum. Yemek esnasında küçücük mutfağımızdaki 37 ekran tüplü televizyonumuzda 7 Numara’yı izlerken, anneme o gün okulda neler olduğunu anlatırdım. Abimle babamda evde olurlardı. Abim o zaman ergendi ve sanırım ben onun ergen halini daha çok seviyordum. Zaman geçtikçe büyüdü, olgunlaştı ve bir baba gibi oldu.  Halbuki insan abisinin abi kalmasını istiyor, birlikte çılgınlık yapıp anne-babasından saklamak istiyor. Hayatta özlediğin an ne diye sorsalar galiba “o akşam”ı anlatırım. Hepimizin bir arada olduğu o akşamlar. En büyük derdimin ödev yapmak, hatta o bile olmadığı akşamlar. Hayattan beklentimin, hayallerimin olmadığı, sadece ertesi gün okulda neler yaparız deyip heyecanlandığım veya en fazla hafta sonu annemin hangi arkadaşına gideriz merakında olduğum o zamanlar işte. Sorumluluğu bile bile sırtlanıp; yorulduktan sonra da en sorumsuz günlerimize dönmek istiyoruz ne garip.

Gülden Güney’in kırmızı renkli bir Opel Corsa’sı vardı rüyamda, hani o eski modellerden ve minicik olan arabalardan. Önce bir mekanın tuvaletinde görüyorum onu, meğerse yanımdaki kadının arkadaşıymış, konuşuyorlar. Çok şaşırıyorum ben de konuşmak istiyorum ama o gidiyor. Arabasına biniyor, o kadar kıvrak hareket ediyor ki araba, onu durdurmaya çalışıyorum atlıyorum önüne, durmuyor kızıyor, bağırıyor bana. Çünkü tanımıyor beni. Ünlü insanları dışarıda gördüğümde ne kadar sevsem de yanlarına gitmek istemem, eğer çok farklı biriyse de benim hayal dünyamdaki o saygıdeğer imajı bozarsa diye korkarım. Muhtemelen gerçek hayatta görsem yine gitmezdim ama içimde gitmek, sarılmak olurdu. Tutardım kendimi. Rüyaları bu yüzden seviyorum; içinden gelenleri yaptırdığı için.
Sonunda ikna ediyorum onu, bana hiç de  davranmıyor, yanlış anlıyor bir çıkarım olduğunu düşünüyor. Halbuki ben seninle sadece dost olmak istiyorum diyemiyorum. Sarılıyorum ve ağlıyorum “ama sen benim çocukluğumsun” diyorum. Yukarıda 7 numaranın bana hissettirdiklerini bu sebeple anlattım. Daha sonra biz arkadaş oluyoruz. Antalya’ya gideceğini söylüyor.(Şimdi hatırladım dizide Cansu Antalyalıydı, hey bilinçaltı gözünü seveyim hepimizden akıllısın :D) Arabasını garip bir yere park ediyor. Tam o esnada “Direc-t” grubunu görüyorum, “aa diyorum çok severim bu grubu gel fotoğraf çekinelim” yanaşmıyor, boşver diyor. Sonra da arkada “Hasret” adlı parça çalıyor ve ben uyanıyorum. 🙂



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir