Burada yazılanların tamamen gerçek veya hayal ürünü olduğunu söyleyemem.

Uykusuz Anne Kalmasın Kitabı Hakkında

Uykusuz Anne Kalmasın Kitabı Hakkında

Merhabalar,

Bir önceki yazımda kısaca yenidoğan uykusu ve uyku eğitimine geçmeden önce yapılabilecek temel şeylerden bahsetmiştim. Bu arada ben ne bu işin eğitimini aldım, ne de bir şey iddia ediyorum. Sadece kendimce öğrendiğim bilgileri benim gibi yeni anne-anne adayları ile paylaşmaya can atıyorum o kadar. Esas bilgiler için sizi doğru kaynaklara yönlendirebilirsem ne mutlu!

Uykusuz anne kalmasın! Kalmasın elbette kim istemez ki? Bu kitabı daha hamileyken hemen edinmiş ve bir çırpıda okumuştum. Zaten kısa ve öz yazılmış bir kitap. Tıpkı çalışkan, düzenli bir kız öğrenci defteri gibi olmuş bu kitap, çünkü bazı önemli detayları ayrıca belirtip çerçevelemiş yazarımız. Şimdi aylar sonra çocuğumu kucağıma alınca tekrar okumak istedim. Denek kanlı-canlı elimde olunca daha bir farklı oldu doğrusu 🙂 Şimdi size bu kitaptan altını çizdiğim ufak notları özet olarak paylaşacağım.

  • Uyku eğitimi 4 aydan önce başlamamalıdır. Çünkü çocuğun güvenli bağlanmasını tamamlaması ve bol bol temas kurması lazım. “Aman kucağa alıştırma!” diyenlere aldırmayın. Güven lazım, sevgi şart.
  • Bu arada kitabın başları uykunun bir bebek için en az beslenme kadar önemli olduğundan bahsediyor. Özellikle Türk anneleri olarak beslenmeyi kafamıza taktığımız kadar keşke uyku olayını da önemseseydik diyorum.
  • Bebek daha yeni doğduğunda uyku aralarında mızıldanmaya başladığı zaman, heyecanlı anne-babalar olarak hemen atılıp “aa uyandı” deyip kucağımıza almamalıyız. Hepimizde olduğu gibi bebeklerin de uyku geçişlerinin olmasından daha doğal bir şey yok ve biz ona bu geçişleri yapabilmesini öğrenmesi için fırsat vermeliyiz. Örneğin; gece birden gözlerimizi açıp “ben neredeyim, ne yapıyorum?” olmuşuzdur hepimiz. O sırada biri üstümüze atılıp “uyandın mı oyy guzumm” deseydi herhalde aklımızı kaçırmamamız mucize olurdu 😀
    Velhasılı uyku içimizde olup öğrenilmeyi bekleyen bir beceridir; yeter ki izin verelim.
  • Herkes kendi çocuğunu uyumaz zannediyor. Ama öyle bir şey yok 🙂 (herkesin hayatına kimse karışamaz tarzında cümleler kuruyorum ama anlarsınız siz beni :D) Ha bu arada iyi uyuyan bebek sağlıklıdır.
  • Çocuğunuzu 22:00’dan sonra yatırarak onun büyüme hormonlarının salgılanmasına mani olmayın! Ayrıca odanızda loş bile olsa gece lambası yakmayın, karanlık olması gerekiyor.
  • Bebekler uykuları geldiği an uyumazsa tıpkı yetişkinler gibi uykuları kaçabilir. Bu daha sonra yorgunluktan uyuyamamaya kadar gider.
  • Bebekler doğumdan 3-4 yaşa kadar gündüz uykusuna ihtiyaç duyarlar. 20 dakikalık kestirmeler veya 45 dakikalık yarım gündüz uykuları ne bebekken yeterlidir ne de 3 yaşında…
  • Gündüz uykusu, 6-8 ay arasında 3 iken sonra 2’ye düşer. 15-18 ay arasında ise tek gündüz uykusuna düşer ve neredeyse 3,5-4 yaşına kadar bu şekilde devam eder. Gündüz uykularının zaman dilimi aşağı yukarı 1,5-2 saat olması gerekir.
  • “Benim bebeğim gündüz uykusu sevmiyor” diyerek bebeğin yeterli gündüz uykusu uyuması için ne yapmak gerektiğini öğrenip uygulamamak büyük bir ihmaldir.
  • Uyku uykunun mayasıdır. Bebekler ve çocuklar dinlendikçe, derin uyku uyuma şansları artar. Gündüz uykusunu tam uyuduklarında gece daha uzun ve kaliteli uyurlar.
  • Ağlamasına karşılık alamayan bebeğin ebeveynine karşı güveni sarsılır. Güvenini yitirmiş bir bebeği, yeni çevresel koşullara adapte etmek de zordur, uyutmak da, sakinleştirmek de…
  • Uyku eğitimi verirken ten teması çok değerlidir. Bebek yatağında uyumayı öğrensin diye odasında bir başına bırakılarak çıkılmaz. Bebeğin uzun süreli ağlamasına izin verilmez.
  • Ağlatarak uyutmak zararlı çünkü; bebeğin bu şekilde uyuyan bebeklerde kortizol (stres hormonu) seviyesinin azalmadığı, hala yüksek olduğu görülmüştür. Yani bebekler yatağa yattıklarında stres hormonu salgılamaya alışmış oluyorlar ve kendilerini iyi hissetmiyorlar. Artık bu sinyali de “nasıl olsa bana bakmayacak” diyerek annelerine ağlayarak iletmeyi bırakıyorlar. Kısacası anneden umudu kesiyorlar eyvah ki ne eyvah. Sonra hasta da olsan ağlayasın gelmiyor, neden? Çünkü ana yok ortada?! (Bunlar benim yorumlarım Tansu Hanım gayet kibar bir dille yazmış kitabı yanlış anlaşılma olmasın :D)
  • Anne, uyku eğitiminin önemini iyi anlamalı ve doğru uygulamalı. Temeldeyse tatlı ve tutarlı bir ebeveyn olmalı, kendine güvenmeli.
  • Bir önceki yazımda yer verdiğim “uyku öncesi ritüellere” bu kitapta da oldukça güzel yer verilmiş, okuyunuz.
  • Uygun bir yatış ve kalkış planı uygulanmalı. Örneğin sabah kalkma 7:30 ise, akşam yatma saati en geç 20:30 olabilir.
  • Gece beslenmesi kademeli olarak bebeğin ayına uygun azaltılmalı. (Uzmanlar 6. aydan sonra kesin diyorlar ama en iyisi çocuk doktorunuza danışmak)
  • Kitapta “uykuya geçiş nesneleri” kısmına da değinilmiş, okuyun hepsini yazamam aaa.
  • 2 yaş sendromu gibi gözüken bazı semptomlar ve öfke nöbetleri yetersiz uykudan dolayı olabilirmiş.
  • 2 yaşından sonra uyku sorununu çözerken asla çocuğunuzla pazarlık yapmayın. Ödül ve ceza seçenekleri sunmayın.
  • Uyku eğitimine başlanmaması gereken durumlar: diş çıkarma, bebeğin burnu tıkalıysa, hastaysa, reflü sorunu belli bir aşamada çözülmediyse, kolik döneminde, büyüme atakları sırasında, annenin işe başlayacağı dönemde, evde köklü değişiklikler yaşanırken veya yaşanacaksa, anne stresliyse, aşı günüyse, o gün daha önce yemediği bir gıda yediyse
  • Uyku eğitimine başlarken: Akşam rutini 19-19:30 aralığında tamamlanacak ve eğitim erken başlayacak. İlk üç gün tutarlılığı önemli olduğundan özellikle çalışan annelerin bunu cuma akşamından itibaren başlatmaları iyi olur. Her şey iyi giderse pazartesi günü bu uyutma işini ilgilenen kişiye gösterebilirsiniz. Eğitime akşam saatinde başlanmalı, geç kalındıysa ertesi gün başlanmalı.
  • Eğitime başlayacağınız gün bir aksilik olursa ısrarcı olmayın, başka bir güne erteleyin.
  • Ağlatmadan uyku eğitimi düzen bozulmalarında, büyürken tekrarlanabilir. Bir öncekinden daha kolay hatırlanır.
  • Uyku öncesi ritüellerden sonra yavaş hareketlerle; bebeği kendi yatağına yatırın. Kendiniz de görebileceği şekilde yaklaşın ve ayakta durun. Bebeğin rahatlamaya ihtiyacı varsa karnını, sırtını okşayın hatta bir ninni söyleyin ve bekleyin. Bebeğiniz uyku vaktinin geldiğini anlar ancak kendi geçemediği için huzursuzlanmaya başlar. Siz onu sevmeye devam edin. Ağlarsa kucağınıza alın, sevin ve hemen geri yatırın. Ağlamasına izin vermeyin. Ağladığı müddetçe alıp severek bunu tekrarlayın. Bebeğin ağlamalarının dozu azalana kadar bunu yapın.
  • Eğitim süreci başladıktan sonra yapılmaması gerekenler: pışpış sesi çıkarmak, pat pat popoya veya bedenin bir yerine vurmak, el, saç vs tutma alışkanlığı varsa izin vermek, uyku arkadaşına (alternatif obje) yönlendirmemek, kucakta gezdirmek ve odadan çıkmak, kucaktayken sallanmak, ışık açmak, telefonla ilgilenmek (50 dakika süreyle ilgi çocukta olmalı), sevmek yerine ritmik masaj yapmak, sakinleşmiyor diye korkup ani hareketlerde-kararlarda bulunmak,
  • Bebeği yataktan alıp-bırakmanın sayısı önemli değil.
  • Çocukta hiçbir değişiklik yoksa uyku sisteminin değiştiği sinyalini alamamış demektir. Kararlı olun diğer günler tekrar uygulayın.
  • Kafanız karışıksa eğitime başlamayın.
  • Burada kazan-kaybet ilişkisi olmadığını unutmayın.
  • Baba faktörü: eğitimi anne başlatmalı ilk 3-5 gün atlatıldıktan sonra diğer bireylere geçmeli. Babalar en kolayı olan ilk sabah uykularını uyutmakla başlayabilirler.
  • 9 aylıkken ayrılma endişesi, 18 aylıkken duyulan keşif isteğiyle bebekler bu eğitimi almakta zorlanabilir.
  • Bozulan uyku düzeni emeklerinizin boşa gittiğini göstermez. Bilakis bebeğiniz zaten bu eğitimi biliyordur ve küçük bir hatırlatmayla eski düzenine geri dönecektir.

Eveet uzunca bir yazı oldu ama ben de aydınlatma yaşatan bilgileri az da olsa vermeye çalıştım.

Umarım bütün çocuklar ağlamadan zamanında uyurlar!
Annelere sevgiler.
Tansu Oskay’a teşekkürler…



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir